|
İSRATİN
Bu beyaz kitap, sorunu tarafsız, bilimsel ve ciddi bir
şekilde ortaya koymaktadır. Amaç, Ortadoğu denilen
müzmin soruna, bölgeyi şiddet, savaş ve yıkım
felaketlerinden uzak tutacak adil ve nihai bir çözüm
bulmaktır.
Bu kitapta, Arap ve Yahudilerin daha önce ortaya
attıkları görüş ve düşüncelere yer verilmektedir. Bu
beyaz kitabın önerdiği çözümü destekleyen ve öne çıkaran
uluslararası projelere de değinilmektedir. Başka, hiçbir
görüş bu soruna çözüm bulamayacaktır.
Filistin:
Bu ülke, tarih ve din kitaplarında bu isimle anılmıştır.
Bu ad, asıl yerlileri olan Filistinlilerden alınmıştır.
Bunu Eski Ahit, Yuşa, Tekvin, Tensip v.s. kitapları
kabul etmektedir. Bu kitaplarda, Anabiler, Refaililer,
Kenaniler, Yabusiler, Hititler ve Fenikelilerin isimleri
geçmektedir. Huruç kitabında açıkça şöyle denilmektedir:
Firavun, halkı serbest bıraktığında, Tanrı onlara
Filistin toprağı yolunu göstermedi.
Manda süresince de hep Filistin adı kullanıldı. Bu isim,
önerilen tüm plan ve çözümlerde anılmıştır. Bunu,
Siyonist Hirot hareketinin kurucusu ve ulusal Siyonist
ordusu örgütünün liderlerinden olan Samuel Cats gibi
Siyonist akımının aşırıcıları bile kabul etmiştir. Bakın
Cats ne diyor:
Dünyadaki tüm Siyonist kuruluşlar Filistin adını
taşımıştır ve örnekler veriyor: Anglo-Palestine bir
Siyonist bankasıydı. Yahudi Kuruluş Fonunun adı Filistin
Kuruluş Fonu idi. Keza Filistin İşçi Fonu bir Yahudi
kuruluşuydu. Sürgündeki Filistin okul şarkıları,
Siyonist şarkılardı. Şöyle devam ediyor: Diyasporada
ağaç bayramını Filistin ağaç bayramı adı altında
kutlardık. Platine Past gazetesi, Siyonist
Federasyonunun sözcüsü olup, Filistin Partisi adında bir
Siyonist gazeteydi. Filistin adı, İsrail denilen
Palestine post, devlet kurulana kadar değişmemiştir.
Arapça dilinin X. yüzyılda Tabariyede kullanılmaya
başladığı da kabul edilen bir gerçektir. ABD Başkanı
Roosevelt bile Nisan 1944de Ürdün Emiri Prens
Abdullaha gönderdiği cevabi mektubunda; Filistin
konusunda size, ABDnin, Araplar ile Yahudilerin tam
görüşlerini almadan Filistinde temel statüyü
değiştirecek her hangi bir karar alma niyetinde
olmadığını rahatlıkla vurgulamak isterim demişti.
Genel olarak Filistin tarihi adı bir yana, bölgedeki
diğer ülkeler gibi değişik milletleri bağrında
barındırmaya ve çok sayıda ulusun kabilelerin el
değiştirmesine tanık olmuştur. Bunları kimi göçmen, kimi
işgalci olmuştur. Ayrıca birçok savaşı ve her taraftan
insan akımları yaşamıştı.
Tarihi bakımdan kimse Filistin toprağının kendisine ait
olduğunu vurgulama hakkına sahip değildir. Bu olsa olsa
bir iddiadır. Bir tarafı Filistinin bir bölümünde haklı
kılmak diğer bölümlerinde mahrum etmek gibi bir durum da
söz konusu olamaz.
Yahudilere Bir Devlet:
Modern çağda ilk defa bu düşünceye sahip çıkanlar (örneğin
Theodor Herzl) Yahudileri korumayı tasarlamışlardı.
Nedeni, Yahudilerin özellikle Avrupada ve Hitler
döneminden önce maruz kaldıkları baskılar olmuştur.
Avrupa da onlardan kurtulmak için, Yahudilere bir devlet
kurulmasına, Kıbrıs, Arjantin, Uganda, Cebelül-Ahdar,
Filistin ve Sina aday gösterilmiştir. Dolayısıyla ve
tarihin de kanıtladığı gibi Filistin, kaçınılmaz olarak
Yahudilerin milli vatanı değildir.
Balfour Vaadi:
Bu vaadin maksadı, Yahudilere sempati duymaktan çok,
Avrupa da onlardan kurtulmaktı.
Yahudilere Zulüm:
Bu topluluk kötü talihlidir. Eskiden beri, liderlerin,
iktidarların ve kavimlerin elinden çok çekmiştir. Neden
mi? Bu Allahın yazgısıdır. Bu Kuranda da yazılı. Mısır
Firavundan Babil Kralına, Roma İmparatorlarına (Hadrianu
ve Theodasias), Birinci Edward gibi İngiltere Krallarına
kadar devam etmiştir. Yahudiler; Mısırlılar, Romalılar,
İngilizler, Ruslar, Babilliler, Kenaniler ve en son
Hitler döneminde sürgün, tutsaklık, katliam ve zulmün
her türlüsüne uğramışlardır.
Araplar ve Yahudiler:
Araplar ile Yahudiler arasında herhangi bir düşmanlık
yoktur. Aksine Yahudiler, İbrahim Aleyhisselam neslinden
Adnani Arapların amcazadeleridirler. Araplar, zulüme
uğrayan kardeşleri Yahudileri ağırlamış, Medinede
yanlarına yerleştirmiş ve onlara Yahudi köylerine atfen
Vadi El-Kura adlı bölgeyi vermişlerdir. Muhammedi
İslamiyetin ortaya çıkmasıyla Peygamberin kendi
içlerinden çıkmamasına içerlenen Yahudiler, Muhammede
kin bağlamışlardı. Kureyş kafirleri ve Arap mürtedlerine
olduğu gibi onlara karşı bazı gazveler yapılmıştır.
Yahudiler, Araplarla birlikte XV. yüzyılın sonunda
Endülüsten kovulmuşlardı. Ama Arap ülkelerinde
barındırılmışlardı. Bu nedenle her Arap ülkesinde Yahudi
mahalle ve semtleri bulunmaktadır. Yahudiler, Arap
kardeşleriyle barış ve dostluk içinde yaşamışlardı.

|