|
Tek Bir Devlet Kurulması İçin Çözüm Projeleri
İngiliz Projeleri:
a) XX. yüzyılın otuzlarının başında Filistinde İngiliz
Yüksek Komiseri olan Wachope sunduğu projede, o dönemde
Filistin nüfusuna göre 11 Müslüman, 4 Hıristiyan ve 7
Yahudi üyeden oluşan bir Filistin Yasama Meclisinin
kurulmasını önermişti.
b) Newcamp Projesi:
1- Egemen bağımsız bir Filistin devletinin kurulması,
2- Topluluklara geniş özgürlük tanınması,
3- Belediyelere geniş otonom verilmesi,
4- Merkeziyetçi olmayan bir yönetim sağlanması.
c) İngilterenin 1939 Beyaz Kitap Projesi:
1- Federatif sistemli bağımsız bir Filistin Devleti,
2- Arap ve Yahudilerden oluşan Danışma Meclisi,
3- Arap ve Yahudilerden oluşan Yürütme Meclisi,
d) Lord Moreson Projesi:
1- Merkezi bir hükümet,
2- Dört yönetim bölgesi: Arap/Yahudi/Kudüs/Necef,
3. Bu bölgelerin her birinde yerel yönetim ve yasama
meclisi.
Bütün bu projeler taraflardan birinin teşhis edilen
bölgeler ve belediyelerin yüzölçümünden memnun kalmaması,
İngiliz mandası süresi konusunda anlaşılmaması, göçmen
sayısının belirlenmesi gibi temel nedenler oluşturmayan
hususlardan dolayı reddedilmiştir.
Siyonizmin Önerileri:
1- Bu önerilerin ilki, başlarında Haham Benjaminin
bulunduğu ve Barış Birliği adı altında iki uluslu bir
devletin kurulması çağrısında bulunan gruptan gelmiştir.
Bu grup, Yahudileri iki uluslu tek bir devletin
kurulmasını kabul etmemeleri halinde, barış yüzü
görmeyecekleri yolunda uyarmıştır. Bu grubun dediği
çıkmıştır.
2- Siyonist liderlerin başında gelen ve Hagandinin
komutanlarından olan Mair Amizet, konfederel veya
federal çözümü önermiştir. Önemli askeri görevlerde
bulunan, Knessete seçilen ve bakanlık gibi bir çok
hassas makamlarda yer alan bu şahıs, Sina, Golan, Batı
Şeria veya Gazze gibi yerleri kastederek, işgal edilmiş
bir topraktan feragat edilmesini, yeri doldurulmayan
elle tutulur kazanımların stratejik açıdan heba edilmesi
olarak görmekte, diğer hususların ise her an
değişebileceğini savunmakta ve buna Mısırı örnek
vermektedir. Amizet, federal bir devletin kurulmasının
yararlılığına Avrupa Birliğini, 1789 yılına kadar ilk 13
sene çalkantılar yaşayan ABDyi, çok dinli ve uluslu
Nijeryayı örnek göstermekte ve Filistinde mevcut
bulunan ekonomik, askeri, coğrafi ve tarihi
mülahazaların böyle bir çözümü sağlayacağını
söylemektedir. Şöyle ekliyor:
Bağımsız bir Filistin devletinin kurulması, büyük bir
tehlike arz eder. Bağımsız bir Filistin devletinin
kurulmasının yaratacağı tehlikeleri bertaraf etmek için
tek bir federal devletin kurulması şarttır. Kudüs
sorununun da bu federal Konfederasyonunun başkenti
olmasıyla kolayca çözülecektir.
3- Alman Siyonist Tezi: Alman Siyonistlerin (dülgerler
ekolü) 11.9.1921 tarihinde toplanan 12. kongresinde, iki
taraf için tek bir devlet kurulması görüşü benimsenerek;
Arap Filistin halkıyla bir ittifak içinde ortaklaşa
barınacağımız yeri tesis edip, her iki halkın fertlerine
rahatsız edilemeyecek şekilde ulusal benliğini
geliştirme imkanını sağlayan ve kalkınan bir cumhuriyet
kuralım kararı alınmıştır.
Arap Projeleri:
I. Kral Abdullahın Birinci Önerileri:
1- Tek bir ülke,
2- Bulundukları bölgelerde Yahudilere seçilmiş
yönetimler,
3- Yahudilerin sayılarına göre temsil edildiği bir
parlamento,
4- Karma bakanlar kurulu.
II- Kral Abdullahın İkinci Önerileri:
Filistini; Lübnan, Ürdün ve Mısır arasında paylaştırıp,
kalanını Yahudilere bırakmak.
III- 1942 Nuri Sait Projesi:
1- Tek bir devlet
2- Bu devlet içinde Yahudilere otonomi vermek
Görüldüğü gibi 1948 öncesi tüm girişimler, tek bir
devlet kurulmasını, savunmuş, bazıları da Yahudilere,
bugün Filistinlilere bakıldığı gibi otonomi, taksim v.s.
oluşumlar içinde değerlendirmiştir.
Tek bir devlet kurulmasını geri çevirmek, bugün yaşanan
trajedinin nedeni olan o tarihi yanılgıdır. Bir başka
yanılgı da bir tarafın, diğer tarafın hesabına tek
başına devlet ilan etmesidir. Taksim ise başarısız kaldı
ve kalacaktır.
Yahudilere, 1948 öncesinde şimdi Filistinlilere bakılan
gözle bakılıyordu. Filistinde azınlık olan Yahudilere,
kah otonomi, kah Yahudi bölgeleri v.s. verileceği ima
ediliyordu. Filistinliler çoğunlukta oldukları için 1947
yılında verilen ünlü taksim kararını reddetmişlerdi. Ama
1948den sonra tamamen aksi oldu. Filistinliler 1948 ve
1967 savaşları sonu azınlığa düştüler. Yahudiler ise
İsrail denilen içinde çoğunluk oldular. Böylece eskiden
Yahudilere yapıldığı gibi Filistinlilere, özerklik, Arap
bölgeleri, taksim v.s. oluşumlar dayatılmaya
başlanmıştır.
Tarihi ve Nihai Çözümü Bu Beyaz Kitap Sunuyor
Bu projeleri hatırlatmakta amaç, tek bir Filistin
devleti düşüncesinin ortaya atılmış olmasını gündeme
getirmektir. Bu çözümü ret etmenin, bugün bölgenin
yaşadığı trajedik açmaza neden olduğunu gözler önüne
sermektir. Tek devletin alternatifinin ne olduğunu bugün
görmekteyiz.
İki Devlet Kurulmasının Hatası ve
Tehlikeleri
Batı Şeriada 1974-1976 arasında askeri komutanlık
yapmış İsrailli bir albay uzman diyor ki: Filistinin
taksimini kabul etmek veya İsrail topraklarında yabancı
bir yönetim varlığını onaylamak mümkün değildir. Bu
karşı çıkma tutumunu, öldürücü olduğu için gözardı
edilmesi imkansız olan gerçeklerle haklı çıkarmaktadır.
Batı Şerianın eni havadan 50 km.dir. Yüksekliği 1000
m.lik dağlı bir bölgede olup, İsrailin sadece 14-20 km.
enindeki sahil şeridini oluşturan hayati bir bölgesine
nazırdır. Dolayısıyla Batı Şeriada, bu hayati bölgeyi
büyük ölçüde ve doğrudan tehdit eden başka bir tarafı
kabul etmek mümkün değildir.
Ilımlı ve Siyonist sol kanat mensubu, ayrıca Barış
Konseyi üyesi Yarbay Moir Bail bile şunu kabul ediyor ve
vurguluyor: Batı Şeriada hakkımız tarihidir. Çoğu
kimse, orayı Yahudi milletinin kalbi olarak kabul
etmektedir. Orayı elimizde tutma hakkımız, İsrail
halkının inandığı dini ve tarihi farizeler ve
geleneklerde kutsaldır.
Araştırmacı Albay Arie Şlev, çok hayati nedenlerden
dolayı Batı Şeriadan vazgeçilmezlik konusunda benzer
gerekçeleri şöyle dile getirmektedir. Batı Şeriayı
kaybedersek, İsrailin derinliği, Tulkarem ile Netonya
arasında yalnızca 15 km.ye ve Kılıkilye ile Hertzilya
arasında sade 14 km.ye düşecektir. Böylece İsrail,
herhangi bir tehlike önünde stratejik bir derinliğin
ortadan kalkmış olması nedeniyle açık kalacaktır. Eğer
Batı Şeriadan bir savaş patlak verirse, bir Arap ordusu
deniz sahiline vardığında İsrail, ikiye veya üçe
bölünmüş olacaktır. Ve devam ediyor;
Savaş olmasa dahi, İsrail Batı Şeriadan gelen sürekli
bir tehdidin ve İsrail hava sahası Batı Şerianın
kontrolü altında kalacaktır. Dahası şöyle diyor:
İsrail güvenliğinin garanti altına alınması için Batı
Şerianın mutlaka üç savunma mevzisine ayrılması gerekir:
Gor ve Ürdün nehri + Samera dağlarının etekleri ve
Yahuda sahrası + Cenin, Tabas, Nablus, Mealiye, Lavana,
Ramallah, Kudüs, Beyit Lahm ve Tekva çizgisindeki yüksek
doruklar. Bunlara, Gazzenin güneyinde sabit savunma
çizgileri de eklenmelidir. Ve devam ediyor:
Filistinliler ile İsrailliler arasında her hangi bir
tampon bölgesi, İsrail için güven sağlayıcı değil aksine
güven bozucu olur. Yine de diyor ki:
İsrail politikaları, ülkeyi iki uluslu bir devlete
dönüştürmek yolundaki Siyonist düşünceyi berbat etmiştir.
Prof Shlomo Avniree ise şu görüşe yer vermektedir:
Filistin-İsrail çatışması, XIX ve XX. yüzyılların tanık
olduğu tüm çekişmelerden farklıdır. Bu çekişmeler,
bazıları bir asrı aşmış olmasına rağmen sınır üzerindeki
anlaşmazlıklar konusunda düğümlenmiştir. Ama Filistin
İsrail çatışması, böyle olmayıp, her biri aynı toprağı
kendi mülkü veya yurdunun bir parçası sayan iki hareket
arasındaki çatışmadır. Yani, Filistinliler, bugün İsrail
denilen ülkeyi, Batı Şeria ve Gazzeyi elde etseler dahi,
yurtlarının bir parçası olarak görmektedirler. Buna
karşın, Yahudiler, Batı Şeriayı, üzerinde bir Filistin
devleti kurulsa bile, Samer ve Yahuda olarak bilmekte ve
yurtlarının bir parçası saymaktadırlar. Çünkü Batı Şeria,
Yahudiler için şanlı geçmişi olan ve kurtuluş yeri
sayılan tarihi topraklarıdır. Profesör şöyle devam
etmektedir:
Batı Şeria Araplar için ise, VII. yüzyıldan beri Arap
ve Müslümanlar olarak hükmettikleri yerdir, nüfusunun
çoğunluğu Müslüman Araplardır ve Körfezden Atlas
Okyanusuna uzanan büyük Arap yurdunun bir parçası olup,
Yemen veya Iraktan farkı yoktur. Orayı, Araplar
Filistin ve hatta Güney Suriye Siyonist hareket ise
İsrail Yurdu adıyla anmaktadırlar. Hal böyle iken, iki
hareket ya birbirini yok edecek veya orta bir çözüme
varacaktır. Orta çözüm de herkes için tek bir devletin
kurulmasıdır ki her taraf, çatışma konusu toprağın tümü
üzerinde yaşadığını ve her hangi bir bölümünden mahrum
bırakılmadığını hissedecektir. Zira Filistinlilere
kaderlerini tayin etmelerini tanımak, sadece İsrail
tarafından kendilerine müsaade edilen faaliyet alanının
belirlenmesi demektir. Prof. buna, çözüm olmadığı için
karşı çıkarak şu görüşü ileri sürmektedir:
Ben, Batı Şeria ve Gazzede bir Filistin devletinin
kurulmasını tasvip etmiyorum. Çünkü, Ürdünün doğusunda
yaşayan bir milyon Filistinliyi, Filistinli
kimliklerinden tecrit etmek imkansızdır. Ayrıca Batı
Şeria ve Gazzede bir Filistin devletinin kurulması
Lübnan ve Suriyede bulunanlar dahil mültecilerin büyük
bölümünü kamplarda bırakan, tarihi İsrail/Filistin
toprağı sınırları içinde onurlu bir uzlaşı getirmeyen
her hangi bir çözüm, çözüm olamaz. Batı Şeria ve
Gazzede bir Filistin devleti kurulsa, bu devlet İsrail
ile barış içinde yaşamaya hazır olsa ve hatta başına
Filistin Kurtuluş Örgütü dışında barışçı bir liderlik
gelse bile, bir çözüm getiremeyecektir. Çünkü, böyle bir
devlet, mülteciler sorunu göğüsleyecek, Lübnandaki
mülteciler dahil bunları Batı Şeria ve Gazze Şeridinde
yerleştirecek güçte olamayacaktır. Üstelik, bu bölge,
böyle bir nüfusu taşıyabilecek kapasitede değildir.
Siyonist strateji uzmanı, üniversitelerde konferans
veren, Arap-İsrail çatışması konusunda ihtisas sahibi ve
bir çok kitabın yazarı Yahu Shefat Herkafinin bu
husustaki yaklaşımın sözlerinden aktaralım:
Filistin Kurtuluş Örgütünün Batı Şeriada bir Filistin
devletine razı olması, İsrail ile hesabını görmek ve
ilerde dahasını istemek için sadece bir taktiktir. FKÖ,
hedeflerini gerçekleştirmek için mücadelesini
sürdürecektir. Batı Şeria ve Gazzede bir devlete rıza
göstermesi, gelecek bir dönemde mücadeleyi sürdürmek
için sadece bir ara vermektir. Şöyle devam etmektedir:
Silahtan arındırılmış bölgelerin bulundurulması ise acı
ve başarısız bir denemedir. Çünkü, bu bölgeler,
üzerindeki egemenliği sulandırır. Dolayısıyla istikrar
değil çatışma faktörüdür.
Üstelik, bağımsız bir Filistin devletinin kurulması,
İsrailliler açısından büyük İsrail devleti düşünü
ortadan kaldıracak, Filistinlileri de Filistinin
kalanından vazgeçmeye zorlayacaktır. Böyle bir devletçik,
Ürdün ve İsrailliler tarafından içişlerine artan bir
müdahaleye karşı karşıya kalacaktır. Bu da ister istemez
sert çekişmelere yol açacaktır.
İbrani Üniversitesinde konferans veren Mafhiz Schtinberg,
Batı Şeria ve Gazzede bir Filistin devletinin
kurulmasını öngören aşamalı hedefin kabul edilmesinin,
hiçbir durumda nihai hedeften ödün verildiği şekilde
yorumlanmaması gerektiğini vurgulayarak: Çözüm
değişmeyen geleneksel teori çerçevesinde kısa süreli bir
aşamadan başka bir şey değildir demektedir. Bu Siyonist
akademisyen, kader belirlemeye olur verilmesinin,
İsraili Araplar dediği Araplara ve Ürdünlü
Filistinliler için de geçerli olacağından endişe
etmektedir.

|